http://img1.gildia.pl/_n_/ggk/gry/airport_tycoon_3/okladka-640.jpg

Oyun Hakkında

Airport Tycoon 3

Alfabetik sırayla air, airline, airport, atlantis underwater, big biz, business, car, casino, gadget, lemonade, mall, monopoly, oil, pizza, political, railroad, rollercoaster, transport ve zoo… “Tycoon” kelimesini arattığımızda karşımıza çıkan oyunlar bunlar. Bu yazının konusu olan Airport Tycoon gibi bir kısmının üçleme, beşleme haline geldiğini hesaba katarsanız liste daha da uzuyor. Bunları “ortalığı ayaklandırmadan oyun alemini eline geçirmeye ve roller coaster’ın popülaritesinden faydalanmaya çalışan kodamanlar” diye niteleyebiliriz. Bir de aynı içeriğe sahip olan ama adında tycoon kelimesi geçmeyenler var ki onları düşünmek bile istemiyorum, unutmak istiyorum.

Yıllardır çıkagelen bu tycoon oyunları silsilesi bana nihayetinde şunu düşündürdü: Aramızda sefil hayatını sürdürürken voliyi vurma hayalleri kuran birileri var. Madem niyetimiz bir oyun vasıtasıyla başka alemlere dalmak, işin içine parayı niye karıştırıyoruz? Bu para değil mi ki mevcut yaşantımızı gayet gerçek kılan? Dolayısıyla bu tycoon’lara artık belirli bir mesafeden baktığımı peşinen belirterek girmek istiyorum konuya. Hayır, tycoon karşıtı değilim. Onlardan öğrenilecek şeyler, alınacak zevkler olduğunun da bilincindeyim ama, biraz arz talep dengesizliği var gibi geliyor işte. Her hafta da kodaman olunmaz ki…

Madem kendimi tycoon’lardan bahsetmekten alıkoyamıyorum, bir de sınıflandırma yapayım. Bu oyunların ortak özelliği, konu edindikleri alan üzerine mümkün olduğunca detay içermek. Ama bu temelden sonra tycoon’lar ikiye ayrılıyor. Bir kısmında bu konu “profesyonelce” ele alınmamış oluyor; oyunda hayati bir hata yapılmış olabiliyor, bilançodaki temel unsurlardan biri unutulabiliyor mesela. Ama böyle hatalar beraberinde eğlenceyi de getiriyor ve saçma bulmakla birlikte başından bir süre kalkamıyorsunuz. Diğerleri ise vakur, mağrur ve hafif ukala bir tarzda olması gereken her şeyi size sıkıcı bir mükemmellikle sunuyor. Hata arasanız içerikte bulamıyorsunuz, belki grafikleri ya da sesi, müzikleri biraz sönük gelebiliyor ama o alanda bir iş kurmayı layığıyla simüle edebilmiş oluyorlar.

Airport Tycoon 3 işte bu ikinci kategoriden ve en az kendi serisinin ilk iki oyunu kadar kapsamlı ve sıkıcı! Konu malumunuz, bir havaalanı kuruyor ve en iyi şekilde işleterek müşteri memnuniyeti sağlıyoruz, böylece süper kâr ediyoruz. Tycoon’lar için mutlu son.
Oyuna bir havaalanını inşa ederek başlıyoruz. Dünya çapında belli başlı kentlerdeki 20 havaalanından birini seçebilir ya da senaryo kısmında yine aynı havaalanlarında ama bu sefer tarihte yolculuk yaparak işletmeciliğe adım atabiliriz. Her halükarda oyunun bizden beklediği tabii ki tek bir kentle yetinmememiz ve zinciri büyüterek bir nevi dünya çapında havaalanı imparatoru olmamız.

Seçimi yaptığımız ekranda bize kentin nüfus, hava durumu, iç ve dış hat uçuş sayısı gibi bilgiler veriliyor. Paris ya da Londra gibi geçiş kentlerini seçersek işimiz hayli zor, ama alacağımız sonuç da daha parlak. Cakarta, Havai ya da Melbourne gibi nispeten tenha bölgeleri de seçebilir, kafamızı dinleyebiliriz aynı zamanda.

Seçtiğimiz kentte satın aldığımız toprak için uçakların iniş-kalkış yapacağı yerler, bakım hangarları, terminaller, yollar, birtakım çevre düzenlemeleri, kontrol kuleleri vs. aklımıza gelecek her tür yapı modeli, makul bir fiyatlandırma ile hizmetimizde. Üstelik gereksiz bir şekilcilik, yani sırf oyuncuya tasarım zevki tattırmak için model seçeneklerini fazla tutmak gibi bir saçmalık da yok. Yani her şeyden bir model var ve büyüdükçe büyüğünü değil ikinciyi alıyoruz. Bu iyi. Kısmen bir estetik anlayışı sadece terminal içinde var, ama haklı bir nedenle: Müşteri memnuniyeti. Yolu terminalden geçen her müşterinin bizim için anlamı “kâr” olduğundan onları kuş sütüyle besliyoruz, ellerini soğuk sudan sıcak suya tutmuyoruz. Çünkü aldığımız her tür memnuniyet nesnesi (banklar, masalar, çiçekler vs.) bize para olarak geri dönüyor.

Havaalanımıza kâr ettirmek için sadece müşterilere şirin görünmek yetmiyor. Her tür havayolu, kargo şirketiyle avantajlı anlaşmalar yapabiliyoruz. Ama bunların da ötesinde en önemlisi en az oyunun detaycılığı kadar mükemmel işleyen bir havaalanı kurmamız gerekiyor. Yolcular bagajlarını kaybetmemeli, uçaklar arızalanmamalı, rötar ya da iptaller minimuma indirilmeli, kötü hava koşulları bizi alaşağı etmemeli. Havaalanı işletmeciliğini kolayladıktan sonra terminaldeki restoran ve mağazalardan kâr etmemiz, yakıt ve gaz satışına başlamamız da söz konusu ayrıca.

Tüm bunları kontrol ettiğimiz menüler de ekranın sol alt köşesinde toplanmış, güzelce sınıflandırılmış durumda. Bir yandan inşaat faaliyetini ve günlük operasyonu sürdürürken diğer yandan ufak çaplı finansal analizler yapabiliriz.

Büfe işinde iyi para varmış
Lakin tutorial’ın da biraz zayıf kaldığını ekleyerek oynanışın pek kolay olmadığını söyleyebilirim. Daha inşa ederken bile mesela iniş pistini yerleştirmekte zorlanmak mümkün. Çünkü genel bir bilgilendirme eksikliği var oyunda.

Ayrıca her kent için o kentin karakterini müzik yapmaya çalışmışlar ve olmamış, hatta tam tersi biraz irrite edici olmuş. Yani düşünce iyi ama uygulama başarısız. Çünkü aynı elektronik ritmin üzerine örneğin Mısır’da birkaç egzotik tını ya da Havai’de biraz tamtam eklenmiş. Çok sığ. Bunun dışında oyunda uçakların inerken ve kalkarken çıkardığı sesleri duyuyoruz ki bu noktada herhangi bir yoruma gerek yok, anlıyorsunuz.

Oyunun grafiklerine ise diyecek yok. Bu grafiklerde olması gerekenler verilmiş durumda, ama fazlası da yok. Renk, doku, gölge ve trafik detaylarını, hava durumu ya da gece/gündüz koşullarını istediğimiz gibi seçebiliyoruz. Ama daha önemlisi, 4 seviyeli zoom yapılabilen 8 farklı kamera açısı sunuyor oyun. İtiraf ediyorum, uçakların iniş-kalkış sırasında içerden görüntüsü, kontrol kulesinden o trafiği seyretmek, olmadı hoop helikopter açısına geçmek ya da terminalin içindeki insan kalabalığına dalıp gitmek gerçekten zevkli ve etkileyici. Ama kısa bir süre için.